___ Ana Sayfa _ Forum _ mp3 Arşivi _ mp3 Player _ Arama _ Team___ Üyelik Basvurusu




ILAHICIYIZ.BIZ - Online Ilahi Merkezi » Islami Konular » genel islami konular » » Merhaba Misafir [Giriş yap|Üye ol]
son Mesaj | Birinci Okunmamış Mesaj Yazıcı önizlemesi | Arkadaşına gönder | Konuyu Favorilere ekle
Sayfanın Sonuna Gıt
yazan
Mesaj « önceki konu | sonraki Konu »

Administrator


images/avatars/avatar-1015.jpg


Üyelik Tarihi 30.01.2007
Mesajlar: 1.522

Rütbesi: 47 [?]
Tecrübe Puanları: 6.598.828
Sonraki Rütbe: 7.172.237

573.409 Tecrübe puanı

cevapla | alinti yap | degistir | mesaji bildir Sayfanın Başına Git


“Nice insan gördüm üstünde elbise yok.
Nice elbise gördüm içinde insan yok.” Hz. Mevlâna

“İmaj” bugünün dünyasında büyük önem kazanmış kavramlardan biri. Sözlük bu kelimeyi, “başkaları üzerinde bırakılmak istenen etki, izlenim” olarak tanımlıyor. Özgüven, iletişim becerisi, karizma, görüntü, üslup... İmaj kavramının içinde dışa yönelik unsurların hepsini bulmak mümkün.

Estetik cerrahlar, imaj meykırlar, beden dili uzmanları, kişisel başarı danışmanları hepsi birden insanoğlunun görsel yönünü değiştirmeye, deyim yerindeyse “olduğundan farklı” bir insan oluşturmaya çalışıyorlar. Yeni dünyanın “ideal insan” algısı o yüzden içten çok dışı esas alan bir seyir takip ediyor.

İmaj sektörü, yalan sektörü

Günümüzde imaj olağanüstü büyüklükte bir sektör, bir endüstri. Elbette bunda tüketim kültürünün payı büyük. Her türlü nesne ve değeri pazarlanacak mal olarak gören tüketim kültürü, insanın dış görünüşünü de bu pazarın bir ürünü yapmış durumda. İnsan sürekli kendine ait olmayanı kendinde varmışcasına ortaya koymaya özendiriliyor. Ortaya çıkan manzara ise içi boş, samimiyetten uzak, ancak dış görünüşü göz dolduran yığınla insan…

Bu süreçte kitle iletişim araçlarının, özellikle de görsel medyanın payını dikkate almak gerekir. O kadar ki, artık “imaj üretimi”ni tekelinde bulunduran kitle iletişim araçları, ürettiği sanal imajlar üzerinden toplumu dönüştürebiliyor. Dizi karakterlerinin kitleler tarafından giyim kuşamda, hal tavırda nasıl taklit edildiğini hatırlayın.  

Geldiğimiz noktada medyaya hakim zihniyet ve kültürün belirlediği iyi-kötü, dost-düşman tiplemeleri, kitlelerin ideal insan anlayışını büyük ölçüde şekillendirmektedir. Bu da hem kendimizi ve hem de başkalarını hakim kültürün kalıplarına vurarak sorgulamamıza, hatta yargılamamıza neden olabiliyor. Bütün mesaisini başkaları üzerindeki imajını değiştirmeye harcayan hatırı sayılır insan var. Bunlar gelirinin önemli bölümünü marka giyime, estetik cerrahlara, kozmetik ürünlere harcıyorlar.

Rol kesmek, rol beklemek

Bu kadar savrulmayan, “normal” kalabilmiş biz sıradan insanlar da herhangi birini değerlendirirken imaj kültürünün bir başka tuzağına düşebiliyoruz.Karşımızdaki insanı değerlendirirken dış görünüşünü, oturuşunu, kalkışını yani yansıyan durumunu esas alabiliyoruz. Görsel durumunun çağın kalıplarına uyup uymadığına bakabiliyoruz. Genel geçer kalıplara uymadığını düşündüğümüz kişileri kolayca dışlayabiliyoruz.

Peki kişiliğimizi modern dünyanın “imaj” maskeleriyle gizlemeye çalışırken ya da karşımızdaki kişiden imaj talep ederken bir büyük yalana ortak olduğumuzun, insanlığı yanılttığımızın farkında mıyız? Ayrıca karşımızdaki insanı değerlendirmede, onun gerçek kişiliğini ortaya çıkarmada zahire bakarak karar vermek ne kadar tutarlı bir yaklaşımdır? Zahir bâtını temsil edebilir mi?

Genel geçer bir kaide olarak “zahir bâtının aynasıdır” denilir. Yani kişinin iç dünyası tavır ve konuşmalarına yansır. Dolayısıyla dış görünüşe, konuşmaya, beden diline bakılarak kişinin karakteri hakkında nispeten malumat sahibi olunabilir.

Ancak bu her zaman yanılgıya açık bir konudur. Görünüşün neredeyse tek kriter olduğu günümüzde görünüm - karakter paralellliğinden söz etmek hayli naif bir yaklaşım olur. Sinema oyuncularını düşünün; oynadıkları rolde ne kadar da gerçekçidirler. İçinde bulundukları ruh hali rolleriyle uzlaşmıyor olsa da, o rolü gerçek kişilikleriymiş gibi oynarlar. Bu o kadar öyledir ki, eğer onların oyuncu olduklarını bilmiyor olsak, oynadıkları rolün gerçek kimlikleri olduğuna kanaat getiririz.

Modern kültür ne yazık ki hepimizi bir tür oyunculuğa mahkum ediyor. Oturuşumuz kalkışımız, giyim kuşamımız, konuşma ve beden dilimiz pek çok dış etkenle şekilleniyor. O bakımdan dış görünüşe bakarak yargıda bulunmak insanı yanıltabilir. İç dünyası, karakteri son derece olumlu bir insanın dış görünüş ve davranış kalıpları zihnimizde şekillendirdiğimiz iyi insan profiline uymayabilir. Ancak bu, o kimsenin iyi olmadığını göstermez. Diğer taraftan ortada bir mecburiyet yokken insanın iç dünyası, karakteri, kişiliği hakkında akıl yürütmek, hüküm vermek tasavvufî terbiye ve ahlâka da aykırıdır.

Gerçek ölçüler

Unutmamak gerekir, bizim ölçümüz İslâm’dır. Dinimiz iyi insanı sureten değil sireten, yani ahlâken olgunlaşmış insan olarak tanımlar. Niyeti ve ameli samimi olan kimse iyi insandır bizde. Çünkü hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi: “Allah Tealâ sizin görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz, kalblerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim)

Demek ki bir insanın dış görünüşü itibariyle bugünün “iyi insan” kalıbına uymuyor olması, onun iyi insan olmadığını göstermez. Elbette bugünün iyi insan anlayışının da ciddi şekilde sorgulanması gerekir.

Düşünün ki bir şirket elemanı dış görünüşü itibariyle son derece profesyonel bir imaj ortaya koyuyor. Giyimiyle, kuşamıyla, konuşması ve tavırlarıyla göz dolduruyor. Ancak mesela yalancı ve iki yüzlü. Zaman zaman toplumda saygın bilinen, prestijli bir mesleğe sahip, eğitimli kişilerin yüz kızartıcı suçlara karıştığını hatırlayalım.

Beri taraftan dış görünüşü bakımından olumlu imajinatif özellikler taşımadığı halde ahlâk, kulluk ve takva yönünden son derece olgun kişilerle karşılaşmak mümkün. Dolayısıyla insanı tanımada, iyi veya kötü olduğunu anlamada dış görünüş asla yeterli değil.

Dinimiz dış görünüşte temizliğe, inceliğe, rahatsız edici olmamaya önem veriyor. Fakat “Sizin Allah yanında en değerli olanınız, en takvalı olanınızdır.” buyuruyor.

O halde dış görünüşü itibariyle beklentilerimizi karşılamayan birinin Allah Tealâ katında üstün dereceye sahip olması muhtemel. Hadis-i şerifte de bildirildiği üzere; “Nice zayıf ve yırtık elbiseli kimseler vardır ki, Allah’a yemin verip ondan ne isteseler, Allah yeminlerinin gereğini yerine getirir.” (Hakim, Müstedrek, 3/292)
















11.10.2011 17:33 User ist offline e-mail |websitesi | mesajari | arkadas listene ekle |


Dal görünümü | Normal
Seçiniz:
ILAHICIYIZ.BIZ - Online Ilahi Merkezi » Islami Konular » genel islami konular »